ALEVİLİK NEDİR?

Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan, Hz. Ali’nin adaletinden ayrılmayan, Temelinde insan sevgisi bulunan, Her dine, her mezhebe, her insana saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, Dil, din, ırk, renk ayrımı yapmayan, Eline diline beline sahip olma ilkelerini şart koşan, İnsanları yaşadıkları toplumda kendi istekleri ile kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, Laik, demokrat, eşitlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, Şeriatın bağnaz kurallarına bağlı olmayan ve onu red eden, islam dinini kendine göre ve emevi-sünni islamın dışında yorumlayan, Aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri merhamet,

görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş İnsani kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, Yaradan ile yaradılan kiliğinden varlık birliğine varan , Edep ve ahlaklılığı yaşamın temeline oturtan, İnsanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hem de irfaniliğin mayası bulunan, Kişinin ahlak ve karekterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin devamı olan, Dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, Dini bağımsız bir irade gücü ve batini özelliği ile evrimleştiren, Akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları kırklar cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. Devamı


PİR SULTAN ABDAL (16. YY)

Yazılı kaynaklarda Pir Sultan Abdal'ın hayatı üzerine bilgi yoktur. Onun hayatı ile ilgili bilgiler ya kendi şiirlerinden, ya başkalarının şiirlerinden, bir de halk arasında anlatılagelen menkıbelerden ve söylentilerden öğrenilebilmektedir. 16. YY'da yaşadığı bilinmektedir.
1 ) Doğduğu Yer :
Gerek eldeki şiirlere gerekse halk arasındaki söylentilere göre, Pir Sultan Abdal, Sivas'ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır bucağına bağlı olan Yıldız dağı eteklerinde bulunan Banaz köyündendir.
2 ) Evi :

Bugün, banaz köyünde, Pir Sultan'ın olduğu söylenen bir ev, evin önünde o zamanlardan kaldığına inanılan bir söğüt ağacı, ağacın altında da Pir Sultan'ın asasının ucuna takarak Horasan'dan getirdiğine inanılan büyük bir taş vardır. Bunların her üçüde köylülerce ziyaret yeri sayılmaktdır.
3 ) Asıl Adı ve Soyu Sopu :
Asıl adı şiirlerden öğrendiğimize göre, Haydar'dır. Şiirlerinde peygamberin soyundan geldiğini söylemektedir. Alevi-Kızılbaş'lar arasındaki
söylentiye göre Hz. Ali torunlarından İmam Zeynel Abidin soyundan ve Can baba kolundandır. Ancak o çağlarda, övünmek yada sözünü geçirmek isteyen bir çok kimse kendisinin seyyid olduğunu ileri sürmüştür.

Horasan'ın soyu olarak belirmesi hem manevi bir bağlantısı olabileceği gibi, soyunun sopunun oradan Anadolu'ya geldiği düşünülebilir. Devamı


Aleviliğin İnanç Kaynakları

Aleviliğin inanç ve ibadet esaslarını görmeden önce, bu esasların günümüze hangi şekillerde ulaştığına değinmek gerekir.Alevilik günümüze sözlü ve yazılı olmak üzere iki kaynaktan ulaşmıştır. Sözlü gelenek nesilden nesile aktarılan bilgi ve uygulamalar ve Dedelerin günümüze ulaştırdığı bilgiler şeklinde günümüze ulaşmıştır. Sünni kitlelerin aksine eğitim kurumlarından yoksun kalan Aleviler inanç, gelenek ve kültürlerini daha çok bu yolla günümüze ulaştırmışlardır. Çevreyi temsil eden ve göçebe/ yarı göçebe kitlelerin oluşturduğu bu gruplar, resmi din anlayışına karşı bir dinsel anlayışı, yani heterodoksiyi temsil ediyorlar, toplumsal yapıları itibariyle, sünnî çevrelerin aksine, eğitim ve kültür kurumlarından yoksun bulunuyorlardı. Bektaşî dergâhlarında ise belli bir organizasyon bulunmaktaydı.

Bu dergâhlarda bulunan bektaşî dervişleri ve onların nüfuzundaki kitleler, Ocakzade dedelerin faaliyette bulundukları kitlelerle kıyaslanmayacak ölçüde kurumlaşmış idiler. Bu durumu arşiv belgelerinden rahatlıkla görebiliyoruz. Ocakzade dedelerin faaliyette bulunduğu yerlerde yaşayan kitleler Bektaşî dergâhlarından daha farklı bir organizasyona tabi bulunmaktaydılar. Devamı


ONİKİ İMAMLAR

Aleviler, Hz. Muhammed’in hakka yürümesinden sonra Müslümanlara önderlik etmesi gereken kişilerin Ehlibeyt soyundan olmaları gerektiğine inanırlar. Buna kaynak olarak ta Kuran-ı Kerim’in Azhap Suresi 33. Ayeti gösterirler. Bu Ayet şöyle: “Ey Ehlibeyt Allah sizden her türlü pisliği, suçu gidermek ve sizi tertemiz bir hale getirmek diler.” Bu Ayetin anlamı, Ehlibeytin doğuştan arı olduğu bu anlamda da imamlığın Ehlibeytin soyundan gelen kişilerin hakkı olduğudur. Bilindiği gibi Ehlibeyt, Peygamberin ailesidir, soyudur. Peygamberin soyu da, yani Ehlibeyt Hz. Ali kanalıyla devam etmektedir.

 

 

 

 

 

Dolayısıyla önderlik (halifelik) Hz. Ali ve çocuklarının hakkıydı. Ama maalesef bırakın Ehlibeytin imamlığını, ortada müthiş bir Ehlibeyt düşmanlığı vardı. Bu düşmanlık aslında biçimde Ehlibeyteydi. Bu düşmanlığın asıl hedefi İslamdı. Çünkü bu düşmanlığı geliştirenler Cahilliye döneminin azılı putperestleriydiler. Bu düşmanlığın sonuçları günümüze kadar da devam etmektedir. Bu düşmanlık öyle bir hal aldı ki, başta Hz. Ali olmak üzere bütün soyu büyük zulümler gördü. Ve on ikinci İmam Mehdi’nin dışında diğerleri genellikle zehirlenerek şehit edildiler. Hiç biri vadesiyle hakka yürümemiştir. On iki İmamların Alevilikte çok büyük bir anlamı vardır ve Aleviler ibadetlerinde her zaman on iki İmamlara bağlılıklarını dile getirip onları anarlar. Kısaca belirtmek gerekirse; on iki İmamlar –bir bütün olarak- Aleviliğin temel yapı taşlarındadır. Bunlara ek olarak Aleviler on ikinci İmam Mehdi’nin bir gün gelip kendilerini kurtaracağına inanırlar.
12 İmamların İsimleri:
Imam Ali, Imam Hasan, Imam Hüseyin, Imam Zeynel Abidin, Imam Muhammed Bakır, Imam Cafer-i Sadık
Imam Musa Kazım, Imam Ali Riza, Imam Mohammed Taki, Imam Ali-u Naki, Imam Hasan Askeri, Imam Mehdi

   
© Alevitisches Kulturzentrum Regio Basel