Alevilikte Kirvelik ikrarı

Sünnetin, özelikle inanıştan kaynaklanan örf, adet ve gelenekle birlikte bir ikrar bağı olarak görülmesindeki ana etken, insan sağlığı açısından biyolojik ve tıbbi bir öneme sahip olmasıdır. Farklı toplum ve dinlerde geleneksel kültür haline gelen bu  uygulamanın elbetteki inançsal ve sosyal boyutları gözardı edilmemelidir.

Konun tarihsel boyutu, Halil İbrahim Peygamber dönemine kadar gerilere uzanır. Gelenekselleşerek günümüze kadar geldiği söylenebilir. İbrahim Peygamber’in başlatmış olduğu bu gelenek, gerek İslam dininde gerekse  diğer din ve topluluklarda birbirinden farklı uygulamalarla devam ettirilir. Sünnetin  sadece erkeklere özgü olmadığı, bazı din ve kültürlerde kadınların da sünnete tabi tutulduğu görülmektedir.

Biz konunun Alevilik’teki anlam ve önemini, nasıl uygulanıp yaşatıldığını ele alacağız.

İslam dinindeki  anlamı ve yorumu da, elbetteki toplumsal  koşullar ve yaşam biçiminin etkisinde şekillenmiş, kabileler arası dostluk ve barışın sürekli kılınmasında rol oynamış, karşılıklı dayanışma  ve saygının sağlanmasında kirvelikten de yararlanılmıştır. Alevilik konuya fazlasıyla önem vermiş, kirveliği geliştirip belirleyici kriterlerden biri haline getirmiş, zengin motiflerle süsleyip zenginleştirmiştir.

Alevi Toplumunda Kirvelik 

Alevi toplumundaki kirvelik ve sünnet yaklaşımını, inanç, biyoloji ve sosyolojik açılardan değerlendirmek doğru olur.

Aleviler, kirvelik ve sünnet olgusunu, Sünni İslam şeriatından oldukça farklı bir biçimde algılarlar. Kirvelik birbirini seven ve bunu nesilden nesile ikrar bağı olarak sürdüreceklerinden emin olup kanaat getirilen kişi ve aileler arasında gerçekleşir. Yani tarafların gönül ve rızalarıyla kirve olunur. Bununla birlikte aile ya da kabileler arasındaki düşmanlıklara son vermek, barış ve dostluğu sürekli kılmak amacıyla da kirvelik tesis edilir. Taraflar uzlaştırılıp, kirvelik bağıyla birbirine bağlandıktan sonra, düşmanlık ve kan davaları son bulur. Bu yanıyla barış aktının kutsal bir güvencesi rolüne de sahiptir.

Amaç hatayı asgariye indirgemek, toplumsal yaşamda birlikteliğin, dostluğun, kardeşliğin devamını sağlamaktır. Kirvelik, bu amaca yönelik manevi bağ ve kutsal törelerden biri olarak karşımıza çıkar.

Tüm bunlar dikkate alındığında Alevi toplumunda kirve olan kişiler ve aileler arasında evlilik kesinlikle söz konusu olmaz. Kirvelik de, Musahiplik ikrarı oranında kutsal ve mukaddestir. Hz. Muhammed Mustafa’ya ve Oniki İmamlar’a duyulan sevgi ve saygıyla bütünleştirilerek akt edilerek ömür boyu ve kuşaktan kuşağa devam eder.

İnançsal manadaysa, Hak-Muhammed-Ali üçlemesini teyid ederek Hakk’ın birliğini onaylamak, Ehl-i Beyt soy geleneğine bağlılığı ifade ederek toplumsal barışı yaşama dönüştürmektir.

Kirvelik akti sırasında, kişiler veya aileler, kendi aralarında, Oniki İmamlar’ı ifade amacıyla birbirlerine  Oniki Kuruş  vermiş sayılırlar. Böylece ikrar verilmiş, gülbenk alınarak ikrar kapısından içeriye adım atmışlardır.   Artık her iki ailede karşılıklı sevgi,   saygı ve dayanışma duygu ve yükümlülükleri sürekli olarak yerine getirilmeye çalışılır.

Sünnet Erkânı

Çocuğunu sünnet edecek aile en az bir veya iki hafta önceden lokmasını da yanına alarak çocuğuyla birlikte kirvesini ziyaret eder. “Sünnet erkânı”nın yapılacağı günü ve koşuları birlikte kararlaştırırlar. Kirve; olanakları ölçüsünde bir takım hediyelerle birlikte, sünnet erkânının yapılacağı  gün ya da bir süre önce  kirvesinin evine gider. Çocuğunu sünnet edecek olan aile kendi yakınlarını, dostlarını, konu komşunu da davet eder.

Küs ve dargın olduğu komşularıyla barışması, onların da gönlünü yaparak, Muhammed honçasında (sofrasında) bulunmalarını sağlaması gerekmektedir. Açıkça görüleceği gibi, kirvelik, Aleviler’de, barışın sağlanmasında önemli kurumlardan biri olarak varlığını sürdüre gelmektedir. Sünnet  işlemi  yapılmadan önce erkân yerine getirilir. Kurbanlar kesilir, Muhammet Honçası kurulur. Honçanın üzerine bir sini, içerisine kullanılmamış bir havlu ve bir kalıp sabun konulur.

Aile eğer çocuğuna her hangi bir yatırı, Hızır, Düzgün Baba gibi kutsal ad ve mekânları kirve tutmuşsa, mekânlardan getirilmiş olan teberrik de Muhammed sofrasının üzerine konulur. Gerektiğinde bir de vekil tayin edilerek sünnet işlemi yerine getirilir.

Erkân esnasında, hazır bulunan cemaat ayağa kalkar. Honçanın baş tarafında Dede  veya erkânı yerine getirecek olan kişi yerini alır. Kirve, sünnet edilecek çocuk, anne ve babası, ailenin diğer bireyleri sırasıyla dedenin karşısında saf tutarlar. Dede, kirvelik ve sünnet konusunda kısa bir bilgi sunduktan sonra, “gerçeğe hü” deyip, cemaati edeperkâna davet ederek, erkânı başlatır.

Erkânı başlama gülbengi

Bism-i Şah, Allah Allah!

Adem Ata geldi dünyaya oldu zürriyet,
İbrahim Peygamber’den kaldı bu âdet,
Hakk’a kul olduk, Muhammed Mustafa’ya ümmet,
Hem farzdır, hem sünnet,
Muhammed-Ali’ye verelim  selavat,
Allahümmesali ala Seyyidina Muhammed
Ve ala Ali Seyyidina Muhammed!

Dünya kuruldu pazartesi,
Hakk’a kul olana indi Muhammed Mustafa,
Ol  Oniki İmam ikrar honçası,
Muhammed Ali’ye ikrar verdik olduk Ehl-i Beyt bendesi,
Yolumuz erkânımız sana bağlı ya Hüseyin-i Deşt-i Kerbelâ,
Sen kabul eyle ikrarımızı, Hakk’a niyazımızı!
Hak la illahe illalah
Muhammed’en Resullullah, Aliy-ün veliyullah,

Ehl-i Beyt-i Keremullah, Ademi Seyfullah
Nur-i Naciyullah, İbrahim-i Halilullah, İsa-i Ruhullah, yüzü suyu hürmetine!
Erenlerin, velilerin, nebilerin, mürşid-i kâmillerin, pir-i pakların yüzü suyu hürmetine,
Şu an yerine getirdiğimiz Oniki İmamlar ikrar erkânını huzur-u makamında kabul ve makbul eyle yâ Rabbim!

Ali-el Murtaza’nın ilm-i irfanından, Hasan-ul Müçteba’nın kemaletinden, Şah Şehid-i Kerbela İmam Hüseyin’in yol ve erkânından bizleri ayırma, mahrum etme yâ Rabbim!

Mansur’un dârından, Mürşid-i kâmilin didarından, bizleri mahrum eyleme yâ Rabbim!
Sana gönül verenleri, birliğini kabul edenleri, yol ve erkânında talip olanları ikrarından mahrum eyleme ve ikrarından dönene lanet eyle yâ Rabbim!.

İkrarından dönenin selâmını, kelâmını, lokmasını, Ehl-i Beyt’e bende olan cana nasip eyleme yâ Rabb’ül-alemin!
Yolumuzu yolsuza, pirsize, ikrarsıza, arsıza düşürme!

Muhammed Mustafa ol Şah-ı Merdân
Ali el-Murtaza sana sığındım
Haticet’ül- Kübra, Fatimet’ül-Zehra, Hasan’ül-Müçteba
Hüseyin-i Kerbelâ sana sığındım!

İmam Zeynel ile Muhammed Bakır
İkrar meydanına geldik çok şükür
Caferi Sadık’a erdik çok şükür
Kâzım Musa-Rıza sana sığındım!

Muhammed Tâki’ye verdim salavat
Ali ül -Nâki’den istedim himmet
Hasan’ül-Askeri eleman mürvet
Mehdi Sahib-i Zaman sana sığındım!

On Dört Masum-u Pak Güruhu Naci
Onyedi Kemerbest derdim ilacı
Hünkâr-ı Evliya serimin tacı
Hünkâr Bektaş Veli sana sığındım!

Virdi Derviş senin kulun kurbanın
Yarın arasatta ulu divanın
Senin müminlere çoktur ihsanın
Hüseyin-i Kerbela sana sığındım!

Dil bizden, nefes Şah Şehid-i Kerbela İmam Hüseyin’den ola!
Gerçek erenler demine hü mümine yâ Ali!

Gülbengin bitimiyle başta kirve, sünet olacak kirvesiyle birlikte diz üstüne gelip honçayı niyaz ederek, gönlünden geçen bir Hak lokması’nı tepsiye atarak, tekrar niyaz edip geri çekilir. Ardından çocuğun annesi, babası ve daha sonra orada bulunan cemaat honçayı niyaz edip lokmasını attıktan sonra niyazlarını yenileyip geri çekilirler…

Sıra bizzat sünnetin yapılmasına gelmiştir. Sünneti yapan kişi ya da sünnetçi, kirve, kirveler elerini yıkamak üzere, ellerini üst üste gelecek şekilde yıkamaya başlarlar. Yıkama işlemi üç kez „Yâ Hak, yâ Muhammed yâ Ali” denip tekrarlanır. Bu işlemin anlamı,  sünnet olacak çocuktan akan kanın, aileler arasında oluşan ikrar bağının kutsanmasıdır. Sünnet işlemi bitikten sonra  kirvenin orada kalması artık uygun görülmez. Ancak kirve bir zaman sonra kirvesi olan çocuğun tekrar ziyaretine gider.

Sosyal boyutlarıyla kirvelik kurumu, Alevi toplumu açısından  dayanışmanın, barışın, dostluğun, birlikte hareket etmenin başlıca kaynaklarındandır. Bu, birçok temel kurum ve değerlerden,  vasıf ve kriterlerden sadece bir tanesidir.

Biyolojik ve tıbbi anlamda sünnetin, insan sağlığı bakımından da yararlı olduğu bilinmektedir.

Hazırlayan: Hasan Ali İçlek Dede

ANADOLU ALEVİLİĞİNDE CENAZE VE KIRK LOKMASI

Aleviliğin özgün içeriği, Sünnilikten öylesine etkilenmişki, bin yıldır Alevi edep ve erkanlarına göre yapılan törenler, tamamen arapça okunan dualarla, çekilen tekbirlerle bu yüce inancın o güzelim özünü tersine dönüştürmüş. Alevi dedelerinin bir kısmı cami imamı gibi Sünni Islami şeriat usüllerine göre törenler yapıyor. Buna dur demeli!

Aleviler yüzyıllardır dinsel ritüellerini hep gizli yapmışlardır. Her taraftan sünni-islam şeriatıyla kuşatılmış olduklarından ve baskı altında yaşadıklarından bir türlü korku çemberini kırıp kendi inanç ve ibadetlerinin gereği olan geleneklerini özgürce yaşamamışlar.

Bu durum her ne kadar bugün bir nebze olsun, son yıllardaki alevi örgütleri sayesinde kırıldıysa da, ne yazık ki halen Alevilerin büyük bir kısmı inanç ritüellerini gizli yapmaktadırlar. Gerek Türkiye’deki cem evlerinde olsun gerekse kent yaşamında olsun, Alevilerin büyük bir çoğunluğu cenaze törenlerini islam usullerine göre yapıyorlar. Aleviliğin kendine ait özgün içeriği, sünnilikten öylesine etkilenmiş ki, bin yıldır alevi edep ve erkanlarına göre yapılan törenler, tamamen Arapça okunan dualarla, çekilen tekbirlerle bu yüce inancın o güzelim özünü tersine dönüştürmüş ve gerici bir duruma sokmuşlardır. Bu durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Alevi dedelerinin bir kısmı cami imamı gibi suni İslami şeriat usullerine göre törenler yapıyor. Buna dur demeli !

Alevi örgütlenmesi bunun için vardır. İnanç örgütlenmesi bunun için oluştu. Federasyonlar ve Konfederasyon bunun için kuruldu. Örgütlü aleviler kendi inanç geleneklerinin özünü yaşatmak için vardırlar. Hakka yürüyen bir can için erkan töreni yapılırken törene katılan insanlar bir haz duymalı. Gönülden duymalı, ruhen doymalı ve yapılan tören alanından içi sevgi ve muhabbet ile dolu olarak ayrılmalı. Tören alanındaki merasim esnasında yapılan konuşmalar ve anlatılanlar her seferinde törene katılan gençler için bir eğitim alanı gibi olmalı. Tıpkı Hacı Bektaş ilçesinde yatan ünlü halk Ozanı Mahsuni Şerif, Strasburg’da hakka yürüyen canımız Araştırmacı Kasım Yeşilgül, Ankara’da hakka yürüyen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Ali Doğan’ın cenaze törenlerinde olduğu gibi.

Bundan böyle AABF`ye bağlı derneklerimizde hakka yürüyen canlarla ilgili cenaze törenlerinin içeriği Aleviliğin özüne uygun olarak yapılmalı. Aleviler cenazelerini camiye götürüp imamın eline bırakmamalı. Ömrü boyunca duymadığı Arapça duaları okutmamalı. Aleviler cenaze törenlerini cem evlerinde yapmalı. Hizmeti Alevi dedeleri vermeli. Şayet dede yoksa bu hizmeti bilen içimizden herhangi bir can da yapabilir.

Cenaze ister bayan olsun ister bay olsun yıkama hizmetini yapan kişi, hizmete başlamadan önce şu kısa duayı okur: “Yüce Hak niyet ettik önümüze gelen bu meyyiti dünya kirlerinden temizlemeye, noksan ve eksiklerimiz olursa sen dergahında bağışlayasın, bu canın ruhunu şad eyleyesin, Boz Atlı Hızır yardımcımız olasın.” der ve yıkamaya başlar. Yıkama işi bittikten sonra kefenlenir tabuta yerleştirilir.

Cenaze töreninin yapıldığı yerin bir köşesi çiçeklerle süslenerek, mumlar yakılır ve kişinin varsa bir fotoğrafı konulur. Bağlama çalan bir kişi Alevilerin telli kuran dedikleri sazı ile kişinin sağlığında sevdiği ve dinlediği bir iki deyiş söyler. En yakın arkadaşları ve dostları onunla ilgili kısa konuşmalar yaparlar.

Sonra da dede veya onun yerine duayı okuyan kişi kimse, hakka yürüyen canın yaşamını kısaca anlatarak orada hazır bulunan canları saygı duruşuna davet ederek helallık ister. Cenaze töreni dört tekbir getirilerek dua edilir. Alevi dedeleri bütün tekbirleri: “Bismişah-Hak-Muhammed-ya Ali” diye getirirler. Çünkü bu üçlemede aynı zamanda bir birlik yani bir teklik vardır oda Hak`tır. Alevilerde en makbul dua en kısa duadır. Eğer Alevi cenaze erkanlarını inancımızın özü gereği yaşatmazsak çok kısa süre sonra, yakın gelecekte sünni islamın yoğun propaganda ve asimilasyonu karşısında yapa yalnız kalarak eriyip bitme durumuyla karşı karşıya kalır.

Alevi dedesi hazır cemaat`ten helallık aldıktan sonra der ki : “İnanç ve ibadetimizde Kıble ve Kabemiz İnsandır. Biz yönümüzü ve yüzümüzü insana döndermişiz. Sizin yönünüz kıbleye, benimse kıblem sizsiniz“ dedikten sonra sağ elini sol göğsünün üstüne koyarak : “Bismişah-Hak-Muhammed-ya Ali” deyip birinci tekbiri getirir. Birinci tekbirde: “Ey şanı yüce mevlam senin kudretin sonsuzdur. Sen mürvetkanisin, sayısız alemleri yaratan sensin. Cümle canlar nihayetinde sana döneceklerdir, şefaatkani olan sensin. Yönünü sana dönmüş, sana gelen bu canın kusurlarını bağışla ruhunu şad eyle.“ Devamı

Yönetim Kurulu
Görevi
Adı Soyadı Tel:
Başkan Veysel Yildiz 076 570 40 95
Başkan Yardımcısı
Fidan Kiymet 076 335 54 29
Sekreter Kemal Yildirim 078 796 24 24
Muhasebe Kamil Tarakçı 078 772 86 65
Kadınlar Kolu Sorumlusu Zeynep  Can 076 589 26 92
Kadınlar Kolu Sorumlusu Özlem  Sarıkaya 076 498 26 47
Gençlik Kolu & Sport Musa Mutlu 077 902 29 09
Lokal & Halkla İlişkiler Musa Mutlu 077 902 29 09
İnanç & Örgütlenme Seyit  Erdoğan 076 440 02 96

Denetleme

Başkan Sadık Karabulut 076 561 59 83
Başkan Yardımcısı Mehmet Kabakçı 078 915 16 08
Sekreter Hasan Topkaya 079 558 56 53
Üye Musa Eser  076 428 89 61

Disiplin Kurulu

Başkan İsmail Ataş 078 837 48 64
Başkan Yardımcısı Binali Kaya 079 257 10 03
Sekreter Ali Ceylan 076 412 14 53
Üye Zeytin Gedik 076 453 72 38
Üye Gülperi Elmas 076 394 40 56
Dış ilişkiler
  Mustafa Atıcı 079 353 07 18
  Seyit Erdoğan 076 440 02 96
  Mehmet Kabakçı 078 915 16 08

ALEVİ İNANCINDA MUHARREM MATEMİ VE ÖNEMİ

Muharrem ayının başlamasıyla, Alevi toplumunda yas ve matem söz konusu olur. 12 günlük yas-ı “Matem” orucu, Kerbela’da İmam Hüseyin ile birlikte şehit edilen 73 Can içindir. Evladı Resul’a karşı kin ve intikam güden Ebu-Süfyan taifesi, İslam peygamberi Hz. Muhammed döneminden itibaren yayılıp kesintisiz sürdürülmüştür. Hz. Muhammed’in peygamberliğini ve Hakk’ın varlığını kabul etmeyen, Ebu-Süfyan kavmi aslında iktidarını kaybetmeme hırsıyla, alenen Hz. Muhammed ve soyuna karşı cephe açmışlardır. Fakat günden güne insanların kitleler halinde akın akın Hz. Muhammed’in yanında yer almasından, Ebu-Süfyan ve taifesi huzursuz olmuştur.

Bu nedenle Hz. Muhammed’e ve onun Ehl-i Beyt’ine karşı hile ve şer dolu oyunlarla haksız yere binlerce insanın hayatını kaybettiği Uhud, Bedir, Hendek savaşlarının yaşanmasına başlıca neden olmuştur.

Söz konusu savaşlarda ordularının büyük bölümünü ve kavmin liderlerini, servetinin bir kısmını yitiren Ümeyye Oğullarından Ebu-Süfyan ve taifesi, Hz. Muhammed’in ve İmam Hz. Ali’nin öncülüğünde gelişmekte ve yayılmakta olan İslamiyeti, riyakar ve göstermelik bir biçimde kabul etmek zorunda kalmışlardır. Bu söz konusu savaşlarda yenilgilerini ve kayıplarını hazmedemeyen Ebu-Süfyan ve kavmi, riyakar ve iki yüzlü yaklaşımlarıyla, İslami kisveye bürünüp, iktidarı elde etme hesaplarıyla, Ehl-i

Beyt’e karşı olan nefretleriyle intikam alabilmenin planlarını yapmakla meşgul olurlar. Bu planlı süreç içerisinde Hz. Ali’nin şehit edilip Hakk’a yürümesiyle, kin ve nefret cesareti hızlanarak sürer. Başta, Hz. Ali’nin oğulları İmam Hasan, İmam Hüseyin ve taraftarlarının yaşamları tehlikeye düşer. Muaviye çeşitli vaatlerle Imam Hasan’ın eşi Cüde’yi kandırıp, İmam Hasan’ı zehirlettirerek şehit ettirdi.

Ebu-Süfyan kavmi, Ehli-Beyt soyuna karşı geliştirdiği intikam hırsından vazgeçmez. Bu temelde Muaviyenin kavimler üstü soy egemenliğine dayalı merkezi bir güç oluşturmak için Yezid’i kendisine veliaht olarak atar. Halkı da oğlu Yezid’e biat etmeye zorlar. Şer ve hile dolu entrikalarla gittikçe saltanatını pekiştirir ve egemenliğini oğlu Yezidin barbarlığıyla devam ettirir. Topluma yapılan haksızlığa ve zorbalığa karşı direnen İmam Hüseyin ve efradı, Yezid’in Halife’liğini kabul etmemiştir. O dönemden günümüze kadar toplumsal bütün değerlere, insan

hakkı yiyenlere ve zulüm edenlere karşı direnmenin sembolü olarak tarihe geçmiştir.

Takvimler Muharremin onuncu gününü gösterirken, (10 Ekim 680) Kerbela sahrasında (çölde) Ehl-i Beyt’e karşı toplukırım başlar. Çocuklar, bebeler ve yaşlılar, uzaktan atılan oklarla katledilirler. Hz Hüseyin’in kardeşleri, yeğenleri teker teker Kerbela’da şehit olurlar. Devamı

ALEVİ SOFRA GÜLBENGİ
SOFRA GÜLBENGİ
Bismillah bismişah Allah Allah
Seberi Sübeer Mürşüdü Rehber
sundular kevser,
el hamdüllülah, el hamdüllülah
sofra Ali´nin nimmet Velinin
el hamdüllülah el hamdüllülah,
el şükürüllülah, nimmet i celil,
berekatü halil,
habibi huda
resülü kibriya
serveri enbiya Muhammed Mustafa Sahi velayet
Ali´yel Murteza aşkına.
Allah ulu sofra dolu her kim yedirdi lokma (kurban)
Hüseyin´in defterine kayd ola.
Nuri nebi keremi Imam Ali gülbengi
pirimiz Hünkarımız Hacı Bektaşi Veli
gerçek erenler demine
Hüü diyelim Hüü...

Alevilikte Semah 

Türkçede Gökyüzüne yükselme anlamına gelir. Alevilerin Ayn-i Cem ibadetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Cemlerdeki, her biri ayrı bir anlam ve öneme sahip olan oniki hizmetlerden biridir. Geleneksel inanca göre kaynak Kırklar Cemine dayanır. Hz. Muhammed'in mirac dönüşü Kırklar meclisine uğraması ve kırklarla birlikte Semah dönüldüğüne inanılır. 

Cemler genel olarak iki bölümde oluşur.

1- Halk için yapılan bölüm, Postun serilmesi, çarağı uyarılması, canların birbirlerinden rızalık alması, Kurbanların tığlanması, Tezekar ve Faraş görevlerinin yapılması birinci bölüm içinde Cem'e katılan canların hizmeti için yapılır.

2- Hak için yapılan bölüm, Cem mühürlenmesi ile Tevhid, Miraclama, Miraçlama sonunda semah ile devam eden, Hak için yapılan bölümdür. Miraçlama sonunda Krıklar semahı ile canlar semaha kalkar ve Vahdet-i Vücut anayışı ile Hakla Hak olurlar. Cem birlemesinden sonra lokmalar yenilir. 

Semah, Alevi inancının müzik, söz ile birlikteliğini temel alan bir coşku halidir. Aynı zamanda ibadet (zikr’le ayin) olarak görülen bu coşku hali, Aleviliğin ayırtedici özelliklerindendir. Semah aynı zamanda Tanrı aşkına ulaşmak için ortaya çıkan coşkunun bir tür dışavurumu olarak da yorumlanır. Alevi geleneğine göre Semahın kaynağı Kırklar Meclisi olup, ilk semahın Kırklar Meclisinde dönüldüğüne inanıp itikat edilmektedir.

Bu içsel-manevi yaşantı, dilin ve kelimelerin kalıbına bürünerek zahiri dünyaya çıkar. Ancak o zaman da canlı bir yaşantı olmaktan çıkarak, kelimeler ve semboller yığını haline gelir.

Mevlevilerde de sema vardır fakat bu yine de Alevi semahlarından köklü bir şekilde ayrılır. Zira Mevleviler Islamın şeriat kuralları gereği Semalarında sadece erkeklere yer verirler. Kadınlar semaha alınmazlar.

Alevilerde ise kadın-erkek ayrımına yer yoktur (Alevilikte hepsi Can’dır). Bu yüzden kadın-erkek birlikte dönerler. Alevi inancında üç, beş, yedi, dokuz, oniki gibi sayıların özel bir anlamı olduğu için, semah dönen canların sayıları bunlara göre tertiplenir.

Semahların bir özelliği de baş açık, yalın ayak (üryan-büryan) dönülmesidir. Giysilerde yöreden yöreye farkılıklar gösterir. Alevi semahları bağlama eşliğinde dairesel bir şekilde dönülür. Alevilerin Çepni kolu ise semahta kullanılan enstrüman sayısının oniki olmasına (oniki imamları temsilen) özen gösterirler. Semah guruplarının folklorik kıyafetleri yörelere göre değişiktir. Cemlerde kıyafetlerin sadece temiz olmasına dikkat edilir.

Semahın bir çok çeşidi olmasına rağmen hiç bir türünde el ele tutulmaz, Mürşid’i temsilen postta oturan dedeye sırt dönülmez. Çünkü Dede/Pir/ Mürşid oturduğu makamda Şah-ı Merdan Ali'yi Temsil eder. Postun önünden geçerken cemal cemale gelinir, ki bunun da Alevi inancında önemli bir anlamı vardır. Hilmi dedebabanın bir nefesinde bunun anlamı şu dizelerle dile getirilir: Tuttum aynayı yüzüme, Ali göründü gözüme, nazar eyledim özüme, Ali göründü gözüme.

Semahın bölümleri

1 - Ağırlama

Ağırlama, ki müziğin ağır ağır ilerleyen ritmiyle kişi kendini el ve ayak figürleriyle yavaş yavaş konsantre ederek içe yönelmeye hazırlar

Ağır ağır başlayan ve belli anlamları olan figürler eşliğinde Semah hareketleri giderek hızlanır. Okunan semah deyişleri ile uygulanan hareketler arasında uyum vardır. Örneğin, Alevi inancında önemli bir yeri olan Turna kuşu ile ilişkilendirilen Turnalar Semahı’nda, Turna kuşunu simgeleyen hareketler canlandırılmaktadır. Semah sırasında Cemde bulunan canlar “Hakk için ola, Seyr için olmaya” gibi sözlerle semaha eşlik ederler.

2 -Yeldirme

Ardından ikinci aşama olan hızlanma süreci başlar. Dışarıyla bağını keserek “İç Alemler’in Kapısı”n aralar ve oraya girmeye çalışır.

3 - Çark

Üçüncü aşama ise, içindeki sonsuz kuvvet ve kudret olan Hakkla bütünleşme aşamasıdır. Artık çarka girmiştir, sadece dünyayla (zahirle ) değil, kendi benliğiyle de bağı kesilmiştir. Bu son aşamada Hakk’la Hakk olan semah dönen canlar, içsel dünyanın derinliğine dalarak derin bir cezbe (kendinden geçme, taşma, trans) hali yaşar. Canlar semah dönerken, diğer canlar ellerini dizlerine vurarak tempo tutarlar, Aleviler semah oynamaz sadece semah dönerler. Ayrıca semah Alevi inancını ve felsefesini vücut dili ile anlatmaktır.

Fügürlerin anlamı

Semahlarda el ve ayak hareketleri mistik anlamlar içerir.

Sevil, Eller aşağı sarkık şekilde bırakılır, eller arkaya savrulurken eliçi arkaya bakar, anlamı kötülükleri arkaya spürme kurtulmadı. eller tersine öne getirilirken eliçi öne bakar, anlamı bolluk ve bereketi getirmektir.

Ayakların yere vurulması, kötülüklerden, günahlarından arınmaktır.

Ellerin ayna şekli ve Karşı karşıya gelmek (Cemal)

Cemal cemale bakarken tanrıyı karşısındaki canın cemelinde görmektir.

Bir el yukarı bir el aşağı, Haktan alıp Halka vermektir.

Elliyle Çapa vurulması ve buğdayın serpilmesi, emeği ve alınterini simgeler ve emeğin kutsallığını anlatır.

Eller yukarıda daire şeklinde birleşirken Dünyayı ve evrenin dönüşünü simgeler.

Karşılıklı niyaz, Karşısında bulunan  Can'dan razı olduğunu simgeler.

Elin dudaktan yukarıya gitmesi, Aleviliğin sevgi dini olduğunu ve Ayin-i Cem'e katılanlar sevgilerini iletmek anlamına gelir.

3 defa el çırpmak, anlamı alkış değil üçlemedir, yani Hak, Muhammet ve Ali’dir.

Ayrıca şu anda tesbit edilen 74 çeşit semah vardır. Sadece Arguvanla-Arapkir arası 8 çeşit semah olduğu tesbit edilmiş. Özelliklede Ege ve Trakya bölgelerinde dönülen semahlarda kadınlar bir yana, erkekler bir yana geçtiğinde birbirlerine dönerek 3 defa el çırpılır. Bunan anlamı alkış değil üçlemedir, yani Allah, Muhammet ve Ali’dir. Semahta yapılan her figürün anlamı vardır. Semahın bir anlamıda alevi inancını ve felsefesini vücut dili ile anlatmaktır. Bu kadar zenginliği olan semahı kalıplara koyarsak zenginliğini ve renkliliğini kayıp ederiz.

Semahlar yöreden yöreye biçimsel farklılıklar gösterse de özü daima birdir; gaye ve anlam aynıdır. Bir çok semah çeşitleri vardır

SEMAH ÇEŞİTLERİ :

Ali Nur Semahı,
Afyon Semahı,
Alaçam Semahı,
Bengi Semahı,

Benim Kabem İnsandır Semahı,
Cebrail Semahı,
Çapraz Semahı,
Çark Semahı,
Çoban Baba Semahı,
Çorlu Semahı,
Dem Geldi Semahı,
Erzincan Semahı,
Fethiye Semahı,
Gönüller Semahı,
Hacı Bektaş Semahı,

Has Nenni Semahı,
Hubyar Semahı,
Ladik Semahı,
Kırklar Semahı,
Kırat Semahı,

Kısas Semahı,
Muhammed Ali Semahı,
Nevruz Semahı,

Nurhak Semahı,

Ömrüm Semahı,
Rodos Semahı,
Sarıkız Semahı,
Silifke Kırtıl Semahı,
Şiran Semahı,
Tahtacı Semahı,
Turanlar Semahı,
Turnalar Semahı
Trakya Semahı,
Urfa Semahı,
Ya Hızır Semahı,
Yatır Semahı

Ali Ali Pir'emın Ali Semahı,

Axbabaya Semahı,

Waren Came Semahı,

Alt Kategoriler

Alevi Takvimi

Linkler-TR

Alevilik

Basın

Alevi Oruçları

Alevi Katliamları

Hakkımızda

Ozanlar

Hacı Bektaş Veli

Akmb  Anasayfa

Medya

   
© Alevitisches Kulturzentrum Regio Basel